Tarihçe

1800 yılların sonlarına doğru inşa edilmiş bir ipek tüccarı olan Hannah Vert’in evi burası.  O yılları biraz hatırlayacak olursak; Henüz ülkemizin adı Türkiye değilken Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde 2.Abdülhamit Padişahken, Ermeni olaylarının başladığı ki o olaylarda bizim şehrimiz de çok göç vermişti; kısacası Osmanlı’nın zor yılları. İşte bu yıllarda Antakya’da korkunç bir felaket yaşanır.

1872 yılının 9 Nisan sabahında büyük bir deprem olur. Şiddeti öyle çoktur ki surların bir kısmı çöker. Asi üzerindeki taş köprü çatlar. (Ama yıkılmaz insanoğlu yıkana kadar.)

3000 binadan ancak 150 bina ayakta kalır, 1000-1500 kişi hayatını kaybeder.  Bazı kaynaklar ise (Barış Gündoğan-Hatay) 1822 ve 1872 yıllarındaki depremlerde bu bölgede 20 bin insanın öldüğünü iddia ediyor.

Netice de bu ve benzeri binalar bu korkunç depremler ardından inşa edilmiş bir köşe yapısı. Avludaki çok özel Yenidünya ağacı ise evle yaşıt. Evin yaşanmışlığını Hannah Vert’in torunu  Corc Vekil’den öğrenmek ise en keyiflisi..

Corc Vekil aslında Antakyalı şu an sevgili eşi Keti ile birlikte İskenderun’da yaşıyor. Çocukluğu bu evde geçmiş. Çünkü ev dedesi Hannah Vert’in.  Hannah Vert bir ipek tüccarı. Samandağı’nda bir ipek fabrikası kuran Vert’in 3 oğlan 4 kız çocuğu işte bu evde büyür. Çocukların hepsi yurt dışında okur.

Hepsi meslek sahibi olur. Kızlarından biri Senegal’de hayatını sürdürürken Zekiye Hanım ‘da (Corc Bey’in annesi) ablasının yanına gider ve 10 yıl orada yaşar. Zekiye Hanım burada bir Fransız ile nişanlanır, fakat Hannah Vert bu nişana onay vermez; Zekiye Hanım babasının isteği ile Antakya’ya çocukluğunun geçtiği bu eve döner. Kısa bir süre sonra da ailenin uygun gördüğü bir evlilik yapar. 1906 doğumlu Zekiye Hanım bu evden 42 yaşında gelin çıkar.

Kızının evliliğinin ardından kısa bir süre sonra Hannah Bey vefat eder. Vefatından önce mal varlığını çocuklarına pay etmiştir, bu ev de kızlarından Anetta Hanım’a kalır.  Ancak Anetta Hanım’ın sağlık problemleri vardır ve evi ablası Zekiye Hanımın üzerine geçirir. Anetta Hanım hayatını bu evde devam ettirdiği süre içinde Hannah Vert’in evi aile üyelerinin bir araya geldiği yer olur.

Yurt dışında yaşayan, teyzeler, dayılar, eşleri, çocukları bayramlarda yaz tatillerinde bu evin neşesi olurlar. Zekiye Hanım’ın vefatının ardından da ev Corc Vekil tarafından 1980 yılında yeni sahiplerine satılır. Yaklaşık 100 yıl Vert ailesine mekan olan bu ev için artık farklı bir dönem başlamaktadır.

Vert ailesinin acı tatlı günlerine tanık olan ev 1980 yılında Hüseyin Özdemir, 1981 yılında da Cemile Yalçınkaya tarafından satın alınır. 13 çocuğunu burada büyütür Cemile Hanım. 2009 yılında vefatının ardından da ev satışa çıkar. Maalesef yıllarca bakım yapılmayan bu ev  yıkılmaya yüz tutmuştur. Alıcıların ancak alt katı görmeleri mümkün olur, çünkü evin üst katına çıkan merdivenler yıkılmıştır.

Ayrıca 13 varisin bir araya gelmesi imkansız gözükmektedir kardeşlerden biri 20 yıldır yurt dışındaydı, annesine olan kırgınlığı yüzünden Türkiye ye gelmiyordu. Yani  evin satışı çok imkansız gözüküyordu.

Dönemin Valisi M.Celalaettin Lekesiz Hatay’da görev yaptığı süre içerisinde en önem verdiği konulardan biri yıkılmaya yüz tutan Antakya eski evlerinin yeniden kazanımları olmuştu. Evlerde tadilat yapmak mümkün olmuyordu çünkü tescilli binalardı. Ancak restore izni olan evler için maliyetler çok yüksek çıkıyor içinde yaşayan insanların bu yükü kaldırması mümkün gözükmüyordu. Gerçi Kültür Bakanlığı ve TOKİ  bu evlerin restorasyonu için ciddi destekler vermeye başlamıştı bundan da bu evlerde yaşayanların haberi yoktu.

Bu sokakları ilk kez iş mekanı olarak kullanan SOTERYA adlı hediyelik eşya merkezinin sahipleri Belgin Ünal, Kadriye Çinçin ve Yasemin Mıstıkoğlu Vali Lekesiz’in teşvikiyle böyle bir ev almak için karar verdiklerinde  Hatay Esnaf ve sanatkarlar Odası Başkanı Abdülkadir Teköz’ bu evi önerdi.

Evin üst katına çıkmak mümkün değil ancak asıl sorun mirasçılardan birinin hiç Türkiye ye gelmemesiydi. Tabi ki sorun çözülemedi ve vazgeçildi bu evden . 6 ay sonra evin ortaklarından biri gelip kayıp akrabalarının geldiğini haber verene kadar. Netice de ev satın alındı.

 

BİNANIN YAPISAL ÖZELLİKLERİ

ÇAĞLAR İÇİNDE ANTAKYA- ATAMAN DEMİR kitabından alıntı.. sayfa 255-256-257

Gazipaşa Caddesi ile Güllü Sokağın kesiştiği yerde bir köşe yapısı olan bu ev, avluyu kuzey ve batı yönlerden çevrelemektedir. Bir yenidünya ağacı ile gölge altına alınmış olan kesme taş kaplı avlu katında, uzun bir taş basamakla çıkılan iki oda ile kuzey de mutfak ve bugün yemek odası olarak kullanılan (Şimdi ise otelin ofisi olarak kullanılacak) bir hamam bulunmaktadır.

Üst katta sokağa yuvarlak çıkma yapan koridor ile aynı sokağa çıkma yapan büyük bir oda (otelin 4 numaralı odası) ve doğu tarafında  Gazipaşa caddesine çıkma yapan bir oda (otelin 6 numaralı odası) olmak üzere  iki oda yer alıyor. Bu iki odaya avluya bakan konsol koridordan girilmektedir. Merdivenin altında çeşme vardır. (Şimdi o bölüm Bedi Sabuncu Sanat Lisesi öğretmenleri tarafından yapılan bir rölyef ile kapatılarak depo olarak kullanılmakta)

Sokak kapısı ile hemen aşağıdaki tuvalet üzerinde yer alan hacime, gene avludan başlayan ancak aksi istikamette yükselen ahşap bir merdiven ile çıkılmakta. Bu küçük mekan bugün kiler olarak kullanılmakta. (Şimdi ise otelin 3 numaralı odası).

Avlusunda bir kuyu bulunan bu eski Antakya evi bütünü etkileyen önemli bir değişikliğe uğramamıştır. Bu ev Antakya konut dokusu içinde korunması gerekli sivil mimarlık örneği bir eser olarak Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından 1975 yılında tescil edilerek koruma altına alınmıştır. (envanter no:35)

 

Biz Kimiz ?

Belgin Ünal

Belgin Ünal

13 çocuklu bir ailenin en küçük kızıyım. Reyhanlılıyım, Dr. Fevzi Ünal ile evliyim ve iki çocuk annesiyim. Çocukluğumdan itibaren, Ataerkil anlayışa her zaman yumuşakça baş kaldırarak büyüdüm; ama hayallerimin peşinden gitmekten korkmadım. İki çocuğumu Emre ve İrem’i büyüttükten sonra 40 yaşında üniversite sınavına girerek, marka iletişimi okudum. Tekstil sektörü ile iş hayatına atıldım ve 44 yaşımda Hatay Kadın Girişimciler Derneği’nin başkanı oldum. Derneğin “Asi’nin Kızları” projesiyle pek çok genç kızın hayatına dokunduğumu düşünüyorum.  “Hayal kurmak, gerçekleşmesinin ilk aşamasıdır ” ilkesiyle her defasında yeni atılımlar yapmaktan kaçınmadım. Yasemin Mıstıkoğlu ve Mete Horozoğlu ile beraber Çiçekli Konak’ı Antakya’ya kazandırmakla bir tarihin korunmasına  katkıda bulunduğumu sanıyorum. Şimdi bu konağın ev sahibelerinden biri olarak, misafirlerimizi bekliyoruz…

Yasemin Mıstıkoğlu

Yasemin Mıstıkoğlu

1968 Ankara’da doğdum.  Evlendikten iki yıl sonrasına kadar da burada yaşadım. Üniversite tahsilini Hacettepe Üniversitesi İstatistik bölümünde tamamladıktan sonra iş hayatıma bilgisayar sektöründe başladım. Daha sonra basın sektörüne geçtim. Sırasıyla Anadolu Ajansı, ATV, Star, NTV, Kanal D de siyasi muhabirlik yaptım. 1999 yılında gazetecilik yaptığım yıllarda dönemim Hatay Milletvekili Levent Mıstıkoğlu ile evlendim (Antakya maceramın başlangıcıdır). 2002 yılında da ikiz kızlarım Ecem ve Ezgim doğdu. Bu arada iş hayatım 2000 yılında başladığım TRT de devam etti. 2004 yılında Antakya ya taşındım; böylece TRT Hatay FM deki mesai saatlerim başlamış oldu. Taki radyo, dönemin yöneticileri tarafından kapatılıncaya yani 2009 yılına dek. 2009 yılında geçiş yaptığım Antakya Belediyesinden de 2014 yılında emekli oldum. Bu arada 2008 yılında Belgin Ünal ve Kadriye Çinçin ile birlikte Antakya Sokaklarına iş yeri açan  ilk üç kişiden biri oldum. Soterya adını verdiğimiz işletmemizi eski bir Antakya evinde açtık. Yöresel ürünler ile kadınların emekleriyle ortaya çıkardıkları ürünlerin satışının yapıldığı bu eski ev ile Garanti Bankası’nın düzenlediği 2011 yılı Kadın Girişimci Yarışması’nda Sosyal Girişimci alanında Türkiye’nin ilk beşinde yer aldık. Eş zamanlı olarak iki yıl Hatay Kadın Girişimciler Derneği başkanlığını yürüttüm. Antakya sokaklarında başlayan hayallerim buradaki yıkık dökük evleri gördükçe daha da şekillendi. Yaşanmışlıkları anıları en azından bir evinkini bu yıkık dökük enkazın altından kaldırabilirdim. Fikir birliğinde olduğumuz Belgin ve Kadriye ile 2009 yılında, yıkılmış olması sebebiyle alırken üst katını göremediğimiz bu evi aldık. O yıllarda bu evlerin yüzüne kimse bakmadığı için çevremiz tarafından “deli “ olarak adlandırıldık. Sevgili Kadriye daha sonra hissesini kardeşim Mete Horozoğlu’na devretti. 2013 yılında 3 ortak evi restore ettirmeye karar verdik.  Keyif aldığımız huzur duyduğumuz bu evin ruhunu başkaları ile paylaşabilmek adına da bu küçük evden, amacı,  işlevi ve keyfi büyük bir otel yarattık.

Mete Horozoğlu

Mete Horozoğlu

1975 Ankara doğumluyum. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Konservatuar Bölümü mezunu olduktan sonra bir süre eğitim aldığım okulda akademisyenlik yaptım. Ardından İstanbul’a yerleşerek dizi sektörüne girdim tabi bir yandan da tiyatro yapmaya devam ettim. 2011 yılında benim gibi konservatuar mezunu olan ancak takı sektörüne tasarım ve üretim yapan Elif Sönmez ile evlendim. 2012 yılında oğlumuz Ali doğdu.  Bu otel ile olan bağım elbette ablam Yasemin. Ablamın hayallerine ortak olmaya çalıştım. Son zamanlarda pek çok sektör tarafından desteklenen benim de onayladığım Kadın Girişimcilere verilen desteğe benim de bir nebze katkım olsun dedim.

Selma Horozoğlu

Selma Horozoğlu

1972 yılında Ankara’da doğdum. Lise eğitimimi tamamladıktan sonra evlenerek Almanya’ya yerleştim. Gıda, lojistik ve turizm işlerinde çalıştım. Kızım Gizem’i üniversiteye yerleştirdim ve artık Türkiye’ye dönmeye karar verdim. Büyük bir zevkle hazırlanan Çiçekli Konak’ın işletmeciliğini severek yapacağım. Almanya’da edindiğim iş tecrübemle sizleri en iyi şekilde ağırlamaya çalışacağım.